Sık Sorulan Sorular

İçindekiler

A) Program Eğitim Amaçları (PEA) Nasıl Oluşturulur?
B) Program Öğrenim Çıktıları (PÖÇ) Nasıl Oluşturulur?
C) Ders Öğrenme Çıktıları (ÖÇ) Nasıl Oluşturulur ve Program Öğrenme Çıktıları (PÖÇ) ile İlişkisi Nasıl Kurulur?
D) İdari ve Akademik Birimlerde PUKÖ Döngüsü Nasıl İşletilir ve Nasıl Kapatılır?
E) Akademik ve İdari Birimlerde Kalite Güvencesi Süreçlerinde Görev Paylaşımı Nasıl Yapılır? Amirlerin ve Diğer Personelin Rolü Nedir?​
F) Ders Kazanımlarının ve Program Çıktılarıyla Uyumunun Ölçülmesine İlişkin Kanıt Toplama Süreçleri Nasıl Yürütülür?

A) Program Eğitim Amaçları (PEA) Nasıl Oluşturulur?

Bir bölümün Program Eğitim Amaçları, bölümün kendisi hakkında söylediği niyet beyanı değil; mezun olduktan birkaç yıl sonra öğrencide gözlenebilir olması beklenen yönelimlerdir. 

Yani PEA, “öğrenci mezun olurken ne biliyor?” sorusuna değil, “mezun birkaç yıl sonra ne yapıyor, nasıl konumlanıyor?” sorusuna cevap verir. İç kalite güvencesi sistemi tam da bu zaman gecikmeli etkiyi kurumsal hafızaya bağlamak için vardır.

Süreç genelde dört katmanlı ilerler ve her katman veri, müzakere ve kararın farklı bileşimini içerir.

 
  1. İlk katman bağlam çözümlemesidir. Bölüm önce kendi varlık koşullarını analiz eder: üniversitenin misyonu, fakültenin stratejik hedefleri, ulusal yeterlilik çerçevesi (TYYÇ), alan yeterlilikleri, mesleki standartlar ve sektör beklentileri incelenir. Bu beklentiler üzerinden bölümün tüm üyelerinin katkılarıyla bir taslak PEA hazırlanır. Bu aşama sadece belge taraması değildir; mezun izleme verileri, işveren geri bildirimleri, paydaş toplantıları ve gerekirse bölgesel ihtiyaç analizlerinin kullanılması planlanır. Amaç, PEA’nın kurumsal retorikten değil gerçek ihtiyaç ve yönelimlerden türetilmesini sağlamaktır. Burada kritik hata, PEA’yı program öğrenme çıktılarıyla karıştırmaktır. Öğrenme çıktıları mezuniyet anına aittir; PEA ise mezuniyet sonrası 3–5 yıllık ufku işaret eder.
 
  1. İkinci katman paydaş temelli tasarımdır. İç paydaşlar (öğretim üyeleri, öğrenciler, mezunlar) ve dış paydaşlar (işverenler, meslek örgütleri, kamu kurumları) sistematik biçimde sürece dahil edilir. Bu katılım çoğu kurumda formaliteye dönüşür; oysa akreditasyon açısından önemli olan şey “görüş alındı” demek değil, görüşün karara nasıl dönüştüğünü gösterebilmektir. Bu nedenle anket, çalıştay, odak grup gibi yöntemlerle veri toplanır ve sonuçları raporlanır. Paydaş verisi, PEA taslaklarının revizyonuna doğrudan yansıtılır. (Sürecin kanıtı: toplantı tutanakları, analiz raporları, taslak-versiyon karşılaştırmaları.)
 
  1. Üçüncü katman yazım ve yapılandırmadır. PEA’lar kısa, ölçülebilir yönelimler içermeli ve 3–5 maddelik bir set halinde tanımlanmalıdır. Her bir amaç, mezunun mesleki konumu, toplumsal katkısı, etik duruşu ve yaşam boyu öğrenme kapasitesi gibi alanlara temas eder. İyi yazılmış bir PEA, ne çok genel (örneğin “nitelikli birey yetiştirmek”) ne de öğrenme çıktısı kadar teknik olur. Bu aşamada amaçların program çıktılarıyla mantıksal bağları kurulur: her PEA’nın hangi program çıktıları aracılığıyla destekleneceği eşleştirilir. Böylece PEA → Program Çıktısı → Ders Kazanımı zinciri kurulmuş olur. İç kalite güvencesinin mantığı tam da bu zincirin izlenebilirliğidir.
 
  1. Dördüncü katman onay ve periyodik gözden geçirmedir. Taslak PEA’lar bölüm kurulunda tartışılır, dekanlık onayına sunulur. Ancak asıl önemli olan, onaydan sonra sürecin kapanmamasıdır. İç kalite sistemi gereği PEA’lar belirli aralıklarla (genelde 1–2 yıl) izleme verileriyle yeniden değerlendirilir. Mezun izleme sonuçları, işveren geri bildirimleri ve program değerlendirme raporları bu gözden geçirmenin veri tabanını oluşturur. Eğer mezunların kariyer yönelimleri veya sektör beklentileri değişiyorsa, PEA’lar da revize edilir. Böylece amaçlar statik bir metin olmaktan çıkar, döngüsel bir kalite aracına dönüşür.
 
Metodolojik olarak bakıldığında süreç şu üç ilkeye dayanır: kanıta dayalı tasarım, paydaş katılımı ve izlenebilirlik.Akreditasyon kurulları PEA’nın içeriğinden çok bu üç ilkenin işletilip işletilmediğine bakar. Çünkü iyi yazılmış ama veriyle beslenmeyen bir PEA, kurumsal edebiyattan ibarettir.

PEA’lar çoğu zaman normatif idealler gibi yazılır: “liderlik yapar, topluma katkı sağlar, etik davranır.” Fakat kalite güvencesi perspektifi bu idealleri pragmatik göstergelere bağlamak ister. Yani soru şu: bu amaçların gerçekleştiğini hangi verilerle anlayacağız? Mezun izleme, istihdam oranı, lisansüstü devam, mesleki başarı göstergeleri… PEA, aslında kurumun kendi geleceği hakkında kurduğu test edilebilir bir hipotezdir. Hipotez yanlış çıkarsa revize edilir.


B) Program Öğrenim Çıktıları (PÖÇ) Nasıl Oluşturulur?

Program öğrenim çıktıları (PÖÇ) yazmak, bir bölümün “mezun verdiği anda neyi garanti edebilirim?” sorusuna verdiği en somut cevaptır. Program eğitim amaçları geleceğe dönük bir yönelim hipoteziyse, öğrenim çıktıları bugüne çakılı bir doğrulanabilirlik alanıdır. Mezuniyet anında ölçülebilir olmak zorundadırlar. Bu yüzden retorik değil, operasyonel ifadelerdir. Bir öğrenci programı bitirdiğinde neyi bilir, neyi yapabilir, hangi yetkinlikleri gösterebilir? PÖÇ tam olarak bu soruların kanıtlanabilir versiyonudur.
 
  1. Bölüm önce üst çerçeveyi okur: TYYÇ düzeyi, alan yeterlilikleri, varsa meslek akreditasyon standartları, üniversitenin misyonu. Bunlar bir tür sınır koşulu gibidir. PÖÇ, bu çerçevenin dışında keyfi biçimde yazılamaz. Ardından programın kendi iç yapısı analiz edilir: ders planı, zorunlu-seçmeli dengesi, staj/uygulama bileşenleri, mevcut ders kazanımları. Mevcut durum analizi yapılmadan yazılan PÖÇ genelde hayali olur; dersler o çıktıyı üretmez ama metin öyleymiş gibi davranır.
 
  1. İkinci aşama, taslak çıktıları üretmektir. Burada kritik kural şudur: her çıktı gözlenebilir ve ölçülebilir bir eylem içermelidir. “Anlar, farkındadır, bilir” gibi belirsiz fiiller yerine “analiz eder, tasarlar, uygular, yorumlar, değerlendirir” gibi davranış fiilleri kullanılır. PÖÇ’ler bu düzeylerin dengeli dağılımını yansıtmalıdır. Sadece bilgi düzeyinde yazılmış bir set, lisans programını lise müfredatına çevirir. Sadece üst düzeyde yazılmış bir set ise derslerle bağ kuramaz. Bu taslaklar yazıldıktan sonra eşleştirme ve geriye doğru tasarım kısmı başlar. Her PÖÇ’ün hangi derslerde, hangi kazanımlar aracılığıyla üretildiği matrise dökülür. Ders kazanımı → PÖÇ eşleştirme tablosu burada ortaya çıkar. Eğer bir PÖÇ’ü destekleyen ders yoksa, o çıktı kağıt üzerinde vardır ama müfredatta yoktur. Tersine, birçok ders kazanımı hiçbir PÖÇ’e bağlanmıyorsa, program çıktıları programın gerçek üretimini yansıtmıyordur. Bu matris, iç kalite güvencesinin omurgasıdır çünkü izlenebilirlik sağlar. Bir öğrenci belirli bir çıktıyı gerçekten kazanıyor mu? Bu sorunun cevabı ders değerlendirme verileriyle test edilir.
 
  1. Üçüncü aşama paydaş doğrulamasıdır. İç paydaşlar (öğretim üyeleri, öğrenciler, varsa mezunlar) ve dış paydaşlar (işverenler, meslek örgütleri, kamu kurumları) taslak çıktıları değerlendirir. Ama burada sembolik katılım değil, içerik düzeltici katılım aranır. Örneğin sektör temsilcisi “mezunlar veri analizi yapabiliyor mu?” diye soruyorsa ve PÖÇ setinde buna karşılık yoksa, çıktı revize edilir. Bu geri bildirimler kayda geçirilir ve değişikliklerin gerekçesi dokümante edilir. Akreditasyon açısından önemli olan, PÖÇ’ün sadece akademik bir soyutlama değil, dış dünyayla temas eden bir sözleşme olduğunu gösterebilmektir.
 
  1. Dördüncü aşama onay ve ilan sürecidir. PÖÇ’ler bölüm kurulunda tartışılır, dekanlık onayına sunulur. Ardından program bilgi paketinde yayımlanır. Fakat bu noktada süreç bitmez; asıl süreç burada başlar. Çünkü PÖÇ, ölçme-değerlendirme sistemine entegre edilmek zorundadır. Her dersin değerlendirme araçları (sınav, proje, performans görevi) hangi PÖÇ’ü hangi düzeyde ölçtüğünü gösterecek şekilde tasarlanır. Yıllık veya dönemsel analizlerde PÖÇ başarı düzeyleri izlenir. Eğer bir çıktı sürekli düşük düzeyde gerçekleşiyorsa, ders içeriği veya öğretim yöntemi revize edilir. Bu, PUKÖ döngüsünün “kontrol et–önlem al” kısmıdır. 
 
PÖÇ ile ders kazanımı sık sık karıştırılır. Ders kazanımı mikro düzeyde, belirli bir dersin sonunda ölçülen çıktıdır. PÖÇ ise makro düzeyde, tüm programın birleşik etkisini temsil eder. Yani PÖÇ, tek bir dersin değil, müfredatın toplamının ürettiği yetkinliktir. Eğer PÖÇ’ler ders kazanımı gibi yazılırsa, program düzeyindeki bütünlük kaybolur. Eğer çok soyut yazılırsa, ölçülemez hale gelir. İyi bir PÖÇ seti bu iki uç arasında bir topolojik denge kurar: yeterince genel ama ölçülebilir. Program öğrenim çıktısı, kurumun “mezun hakkında doğrulanabilir iddialar” kümesidir. Bu iddialar veriyle sınanır. Öğrenci değerlendirmeleri, mezun anketleri, işveren geri bildirimleri bu iddiaların doğruluk testidir. Çıktılar yanlışsa revize edilir. Bu yüzden PÖÇ yazımı aslında bir tür bilimsel model kurma sürecine benzer. Model (çıktı seti) gerçeklikle (mezun performansı) uyuşmazsa, model güncellenir. 
 
Sonuçta iyi kurulmuş bir PÖÇ sistemi, müfredatı geriye doğru tasarlayan bir çekim alanı yaratır. Dersler o alanın etrafında hizalanır. Öğretim yöntemleri ve ölçme araçları rastgele değil, hedef odaklı hale gelir. Böylece program, kendi çıktılarıyla kendi üretimini sürekli sınayan bir döngüye girer. Üniversitenin en tuhaf ama en rasyonel alışkanlıklarından biri de budur: mezuniyet anını ölçülebilir bir sürece dönüştürmek. Bu süreç doğru kurulursa kalite güvencesi bir bürokrasi olmaktan çıkar, programın düşünme biçimine dönüşür.



C) Ders Öğrenme Çıktıları (ÖÇ) Nasıl Oluşturulur ve Program Öğrenme Çıktıları (PÖÇ) ile İlişkisi Nasıl Kurulur?
 
1. Ders öğrenme çıktıları (ÖÇ) kalite güvencesi sistemine uygun biçimde nasıl oluşturulur?
 
Ders öğrenme çıktıları, ilgili dersin tamamlanmasıyla öğrencinin hangi bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazanmış olacağını ölçülebilir biçimde tanımlar. İç kalite güvencesi sistemi çerçevesinde ders öğrenme çıktıları aşağıdaki ilkelere uygun olarak hazırlanır:
  • Program öğrenme çıktılarıyla uyum: Ders öğrenme çıktıları, programın belirlenmiş öğrenme çıktılarına katkı sağlayacak şekilde tasarlanır. Her ders, programın genel hedefleriyle tutarlı olmalıdır.
  • Ölçülebilirlik ve gözlenebilirlik: Çıktılar; analiz eder, uygular, tasarlar, yorumlar, değerlendirir gibi ölçülebilir fiiller içermelidir. “Bilir, anlar, farkındadır” gibi doğrudan ölçülemeyen ifadelerden kaçınılır.
  • Düzey uygunluğu: Dersin sınıf seviyesi ve AKTS yükü dikkate alınarak bilişsel düzey belirlenir. Programın ilerleyen aşamalarında daha üst düzey bilişsel becerilere yer verilmesi esastır.
  • Ölçme-değerlendirme ile ilişki: Her öğrenme çıktısının hangi ölçme aracıyla (sınav, proje, uygulama, sunum, rapor vb.) değerlendirileceği belirlenir. Ölçülemeyen çıktı yazılmaz.
  • Uygun sayı ve kapsam: Ders öğrenme çıktıları genellikle 5–8 madde ile sınırlı tutulur ve dersin temel kazanımlarını temsil edecek şekilde hazırlanır.
 
Hazırlanan ders öğrenme çıktıları bölüm kurullarında değerlendirilir, gerekli görülen durumlarda revize edilir ve program bilgi paketinde ilan edilir.
 
2. Ders Öğrenme Çıktıları (ÖÇ) ile Program Öğrenme Çıktıları (PÖÇ) arasındaki ilişki nasıl kurulur?
 
Ders öğrenme çıktıları, program öğrenme çıktılarının ders düzeyindeki katkı bileşenlerini oluşturur. Bu ilişki, “Ders Öğrenme Çıktısı – Program Öğrenme Çıktısı Matrisi” aracılığıyla sistematik biçimde gösterilir.
 
Matris oluşturulurken:
  • Satırlarda ders öğrenme çıktıları,
  • Sütunlarda program öğrenme çıktıları yer alır.
 
Her ders öğrenme çıktısının ilgili program öğrenme çıktısına katkı düzeyi aşağıdaki ölçeğe göre belirlenir:
  • 0 – Katkı Yok
  • 1 – Çok Düşük Düzeyde Katkı
  • 2 – Düşük Düzeyde Katkı
  • 3 – Orta Düzeyde Katkı
  • 4 – Yüksek Düzeyde Katkı
  • 5 – Çok Yüksek Düzeyde Katkı
 
Bu ölçek kullanılarak her ders çıktısının program çıktısına hangi düzeyde katkı sağladığı tabloya işlenir.
 
3. İlişki matrisinin kalite güvencesi açısından işlevi nedir?
 
ÖÇ–PÖÇ matrisi, programın hedefleri ile ders düzeyindeki uygulamaların tutarlılığını izlemek amacıyla kullanılan temel kalite güvencesi araçlarından biridir.
 
Bu matris sayesinde:
  • Her program öğrenme çıktısının hangi dersler aracılığıyla desteklendiği izlenebilir,
  • Derslerin program içindeki işlevi ve katkı düzeyi görülebilir,
  • Program genelinde eksik veya dengesiz alanlar tespit edilerek iyileştirme yapılabilir.
 
Derslerde uygulanan ölçme-değerlendirme faaliyetlerinden elde edilen veriler, ders öğrenme çıktıları üzerinden analiz edilerek program öğrenme çıktıları düzeyinde yorumlanır. Bu analizler doğrultusunda ders içerikleri, öğretim yöntemleri ve değerlendirme araçları gerekli durumlarda gözden geçirilir ve güncellenir.
 
Bu süreçler, sürekli iyileştirme yaklaşımı doğrultusunda Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al döngüsü içinde yürütülmekte olup programın eğitim-öğretim faaliyetleri ile hedeflenen çıktılar arasındaki uyumun sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlamaktadır.


D) İdari ve Akademik Birimlerde PUKÖ Döngüsü Nasıl İşletilir ve Nasıl Kapatılır?
 
1. PUKÖ döngüsü yalnızca sorun olduğunda mı başlatılır?
 
Hayır.
PUKÖ (Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al) döngüsü, yalnızca bir sorun ortaya çıktığında başlatılan bir süreç değildir. Kurumsal iç kalite güvencesi sisteminde PUKÖ, tüm akademik ve idari faaliyetlerin yürütülmesinde esas alınan temel işleyiş modelidir.
 
Bu çerçevede;
  • Bir dersin planlanması
  • Bir programın güncellenmesi
  • Bir idari sürecin yürütülmesi
  • Bir yönergenin uygulanması
  • Bir kararın hayata geçirilmesi
 
gibi tüm faaliyetler PUKÖ mantığı içinde yürütülür.
Başka bir ifadeyle, kalite güvencesi sistemi açısından PUKÖ istisnai bir uygulama değil, kurumsal işleyişin standart çalışma biçimidir.
 
2. Akademik ve idari süreçlerde PUKÖ nasıl işletilir?
 
Her süreç aşağıdaki dört aşama üzerinden yürütülür:
 
Planla:
Faaliyetin amacı, kapsamı, sorumluları ve başarı ölçütleri belirlenir.
Örnek: ders planı hazırlanması, program güncelleme kararı alınması, idari süreç düzenlemesi.
 
Uygula:
Planlanan faaliyet yürütülür ve uygulamaya ilişkin kanıtlar oluşturulur.
Örnek: dersin yürütülmesi, alınan kararın uygulanması, yeni form veya süreç kullanımı.
 
Kontrol Et:
Uygulamanın hedeflenen sonucu üretip üretmediği veriler üzerinden değerlendirilir.
Örnek: ders değerlendirme sonuçları, geri bildirimler, performans göstergeleri, izleme raporları.
 
Önlem Al:
Kontrol aşamasında elde edilen bulgular doğrultusunda gerekli iyileştirmeler yapılır ve süreç güncellenir.
Örnek: ders içeriğinin revize edilmesi, süreçte değişiklik yapılması, yeni uygulamanın kalıcı hâle getirilmesi.
 
Bu dört aşama tamamlandığında bir PUKÖ çevrimi kapanmış olur ve süreç güncellenmiş hâliyle yeniden planlama aşamasına girer.
 
3. PUKÖ çevrimi nasıl kapatılır?
 
Bir PUKÖ çevriminin kapatılmış sayılabilmesi için aşağıdaki adımların tamamlanmış olması gerekir:
  1. Planlanan faaliyetin uygulanmış olması
  2. Uygulamanın sonuçlarının değerlendirilmiş olması
  3. Değerlendirme sonucuna göre yeni bir karar alınmış olması
  4. Bu kararın uygulamaya geçirilmiş ve sürece yansıtılmış olması
 
Sadece planlama ve uygulama yapılmış olması döngünün kapandığını göstermez.
Kontrol ve önlem aşamaları tamamlanmadan kalite döngüsü kapatılmış sayılmaz.
 
4. PUKÖ döngüsünün kapatıldığını gösteren kanıtlar nelerdir?
 
Bir PUKÖ çevriminin tamamlandığını göstermek için aşağıdaki kanıtların birlikte bulunması gerekir:
  • Planlama ve karar belgeleri
  • Uygulama kanıtları
  • İzleme ve değerlendirme kayıtları
  • Revize edilen süreç/doküman
  • Alınan yeni kararın uygulandığını gösteren kayıt
 
Bu kanıtlar, yapılan iyileştirmenin yalnızca planlanmadığını, uygulandığını ve sürece kalıcı olarak yansıtıldığını gösterir.
 
5. PUKÖ sürekli mi işletilir?
 
Evet.
PUKÖ döngüsü belirli dönemlerde başlatılan ayrı bir faaliyet değil, tüm akademik ve idari süreçlerin yürütülme biçimidir. Her faaliyet, planlama ile başlar; uygulama, izleme ve iyileştirme adımlarıyla devam eder. Süreç güncellendikçe yeni bir PUKÖ çevrimi başlar.
 
Bu yaklaşım sayesinde kurumda yürütülen tüm faaliyetler yalnızca yerine getirilen işlemler olmaktan çıkar; izlenen, değerlendirilen ve sürekli geliştirilen sürdürülebilir bir kalite güvencesi sistemine dönüşür.



E) Akademik ve İdari Birimlerde Kalite Güvencesi Süreçlerinde Görev Paylaşımı Nasıl Yapılır? Amirlerin ve Diğer Personelin Rolü Nedir?

Kurumsal iç kalite güvencesi sistemi, yalnızca belirli birimlerin ya belirli personelin yürüttüğü teknik bir süreç değil; akademik ve idari tüm birimlerin ortak sorumluluğunda olan sürekli bir iyileştirme mekanizmasıdır. Bu nedenle kalite güvencesi çalışmaları, hiyerarşik bir görev devri değil; koordinasyon, sorumluluk ve izleme esasına dayalı bir iş bölümü içinde yürütülür.

1. Kalite güvencesi süreçlerinde temel sorumluluk kime aittir?

Kalite güvencesi süreçlerinin yürütülmesi birim amirlerinin sorumluluğunda olmakla birlikte, süreçlerin fiilî yürütülmesi birim personelinin katılımıyla gerçekleştirilir.
Her akademik ve idari birim, yürüttüğü faaliyetlerin planlanması, uygulanması, izlenmesi ve iyileştirilmesinden bir bütün olarak sorumludur.
Bu kapsamda kalite güvencesi faaliyetleri:
  • tek bir kişiye devredilebilecek teknik bir görev olarak değil,
  • birim içi koordinasyon gerektiren kurumsal bir sorumluluk olarak ele alınır.
2. Birim amirlerinin kalite güvencesi süreçlerindeki rolü nedir?

Birim amirleri (dekan, müdür, daire başkanı, bölüm başkanı vb.) kalite güvencesi süreçlerinde yalnızca görev dağılımı yapan ve denetleyen konumda değildir. Amirlerin rolü üç boyutta tanımlanır:
  • Koordinasyon:
Birim içinde kalite güvencesi çalışmalarının planlı ve düzenli biçimde yürütülmesini sağlamak, görev paylaşımını yapmak ve süreçler arasında bütünlüğü korumak.
  • Aktif Katılım (Süreçlerde Aktif Rol Almak):
Süreçlerin planlama, değerlendirme ve iyileştirme aşamalarına aktif olarak katılmak; gerekli durumlarda karar almak ve yönlendirme yapmak.
  • İzleme ve sorumluluk:
Yürütülen çalışmaların zamanında ve uygun biçimde tamamlanmasını sağlamak, elde edilen verileri değerlendirmek ve iyileştirme kararlarının uygulanmasını takip etmek.
Bu nedenle amirler yalnızca denetleyen değil, sürecin etkin biçimde işletilmesinden sorumlu yönetsel aktörlerdir.

3. Birim kalite sorumluları ve komisyonların rolü nedir?

Akademik ve idari birimlerde kalite güvencesi çalışmalarının koordinasyonunu sağlamak üzere kalite sorumluları veya kalite komisyonları görevlendirilebilir. Bu yapıların temel görevleri şunlardır:
  • Birim içi kalite çalışmalarını planlamak ve koordine etmek
  • Veri ve kanıtların toplanmasını sağlamak
  • PUKÖ döngülerinin izlenmesine katkı sunmak
  • Raporlama ve belge düzenini sağlamak
  • Birim ile kurum kalite birimi arasındaki iletişimi yürütmek
Ancak kalite sorumluları, sürecin tek yürütücüsü değildir. Kalite güvencesi faaliyetleri birim içinde paylaşılan sorumluluk esasına dayanır.

4. Akademik ve idari personelin rolü nedir?

Akademik ve idari personel:
  • Yürüttükleri faaliyetlere ilişkin verileri oluşturmak ve kayıt altına almak,
  • Planlanan iyileştirme çalışmalarına katılmak,
  • Süreçlere ilişkin geri bildirim sağlamak,
  • Uygulanan kararları hayata geçirmek
gibi sorumluluklar üstlenir. Kalite güvencesi sistemi, yalnızca raporlama dönemlerinde yürütülen bir faaliyet değil; günlük işleyişin parçası olarak görülmelidir.

5. Üst yönetimin rolü nedir?

Üst yönetim, kalite güvencesi sisteminin kurumsal ölçekte işletilmesini sağlamakla sorumludur. Bu kapsamda:
  • Kurumsal politika ve hedefleri belirler,
  • Süreçler için gerekli idari ve teknik altyapıyı sağlar,
  • Birimlerden gelen verileri değerlendirir,
  • İyileştirme kararlarını alır ve uygular.
Üst yönetim, sistemin yalnızca sonuçlarını izleyen değil; süreçlerin işletilmesini destekleyen ve yönlendiren bir konumdadır.

6. Temel ilke

Kalite güvencesi süreçleri, yalnızca belirli kişilere devredilen görevler olarak değil; kurumsal işleyişin ortak sorumluluğu olarak yürütülür.
Amirler sürecin sadece görev dağılımı ve denetimiyle sınırlı değildir; planlama, değerlendirme ve iyileştirme kararlarının alınması ve uygulanmasında aktif rol üstlenirler.
Bu yapı sayesinde kalite güvencesi çalışmaları, rapor dönemlerinde yürütülen ayrı bir faaliyet olmaktan çıkar; akademik ve idari süreçlerin doğal parçası hâline gelir.


F)  Ders Kazanımlarının ve Program Çıktılarıyla Uyumunun Ölçülmesine İlişkin Kanıt Toplama Süreçleri Nasıl Yürütülür?

Bölümlerde ders öğrenme kazanımlarının değerlendirilmesi, müfredatın program öğrenme hedeflerine ulaşma düzeyinin izlenmesi ve bu kazanımların program çıktılarıyla uyumunun ölçülmesi, iç kalite güvencesi sistemi kapsamında planlı ve kanıta dayalı biçimde yürütülür. Aşağıda belirtilen adımlar, sürecin rehber niteliğinde uygulanmasına yönelik esasları ortaya koymaktadır.

1. Ders öğrenme kazanımları ile program çıktıları arasındaki ilişki nasıl gösterilir?

Her ders için belirlenen öğrenme kazanımları ile program öğrenme çıktıları arasındaki ilişki, Ders Öğrenme Kazanımı–Program Çıktısı Matrisi üzerinden kurulur.
  • Ders sorumlusu öğretim elemanı, ders öğrenme kazanımlarını ilgili program çıktılarıyla eşleştirir.
  • Bu eşleştirme, ders dosyasında yer alan matriste gösterilir.
  • Matriste yer alan ilişki düzeylerine dayalı olarak ölçme-değerlendirme araçları (sınav, proje, uygulama, performans görevi vb.) planlanır.
Hazırlanan matris ve ölçme araçları ders dosyasında saklanır ve gerektiğinde bölüm tarafından incelenir.

2. Ders düzeyinde ölçme ve değerlendirme verileri nasıl hazırlanır?

Her yarıyıl sonunda ders yürütücüsü tarafından:
  • Ders öğrenme kazanımlarına ulaşma düzeyini gösteren ölçme sonuçları,
  • Başarı oranlarına ilişkin analiz tabloları,
  • Ders değerlendirme raporu
hazırlanır.

Bu belgelerde, ders öğrenme kazanımlarının ne ölçüde gerçekleştiği, karşılaşılan sorunlar ve önerilen iyileştirmeler yer alır. Hazırlanan rapor ve analizler bölüm başkanlığına iletilir ve bölüm arşivinde saklanır.

3. Program düzeyinde değerlendirme nasıl yapılır?

Program düzeyinde değerlendirme, derslerden elde edilen verilerin bir araya getirilmesiyle gerçekleştirilir.

Bu kapsamda bölüm tarafından:
  • Ders değerlendirme raporları ve analiz tabloları birleştirilir,
  • Program çıktılarının gerçekleşme düzeyi ders verileri üzerinden analiz edilir,
  • Elde edilen bulgular bölüm kurulu ve/veya program izleme toplantılarında görüşülür.
Toplantılarda alınan kararlar ve yapılan değerlendirmeler toplantı tutanakları ile kayıt altına alınır ve kanıt olarak saklanır.

4. Paydaş görüşleri nasıl toplanır ve kullanılır?

Program çıktılarının gerçekleşme düzeyine ilişkin değerlendirmelerde yalnızca ders verileri değil, paydaş görüşleri de dikkate alınır. Bu kapsamda:
  • Öğrenci geri bildirimleri
  • Mezun izleme sonuçları
  • İşveren veya dış paydaş görüşleri
toplanır ve analiz edilir. Bu veriler program çıktılarının gerçekleşme düzeyini destekleyici nitelikte tamamlayıcı veri olarak kullanılır ve raporlanır.

5. İyileştirme kararları nasıl alınır ve kaydedilir?

Toplanan veriler ve yapılan analizler doğrultusunda bölüm tarafından gerekli görülen iyileştirme kararları alınır. Bu kararlar aşağıdaki alanlarda olabilir:
  • Müfredat güncellenmesi
  • Ders içeriklerinin revize edilmesi
  • Öğretim yöntemlerinde değişiklik yapılması
  • Ölçme-değerlendirme araçlarının geliştirilmesi
Alınan kararlar bölüm kurulu kararlarıyla kayıt altına alınır. Yapılan revizyonlara ilişkin belgeler (güncellenmiş ders içerikleri, yeni ölçme araçları vb.) kanıt olarak saklanır.

6. Kanıtlar nasıl saklanır ve erişilebilirliği nasıl sağlanır?

Süreçlere ilişkin tüm belgeler düzenli ve erişilebilir biçimde arşivlenir. Bu kapsamda aşağıdaki dokümanlar saklanır:
  • Ders öğrenme kazanımı–program çıktısı matrisleri
  • Ders değerlendirme raporları
  • Ölçme-değerlendirme analiz tabloları
  • Bölüm kurulu ve program izleme toplantı tutanakları
  • Paydaş geri bildirimleri ve analizleri
  • Revizyon kararları ve güncellenmiş dokümanlar
Bu belgeler birim arşivinde ve/veya kurumsal bilgi yönetim sistemi üzerinde muhafaza edilir ve kalite güvencesi süreçlerinde kullanılmak üzere erişilebilir hâlde tutulur.

Temel ilke

Ders öğrenme kazanımlarının değerlendirilmesi ve program çıktılarıyla uyumunun izlenmesi, dönemsel raporlama amacıyla yürütülen ayrı bir faaliyet değil; eğitim-öğretim süreçlerinin doğal ve sürekli bir parçasıdır.
Bu rehber doğrultusunda yürütülen sistematik ölçme, değerlendirme ve iyileştirme çalışmaları sayesinde bölüm, müfredatın hedeflenen program öğrenme hedeflerine ne ölçüde ulaştığını düzenli olarak izleyebilir ve veriye dayalı iyileştirme kararları alabilir.